Soğuk ve Acele

Merhaba, birkaç günlüğüne Ankara’ya gitmiştim, yorgundum, hava soğuktu, acelem vardı ve daha bir sürü bahane. Bahanelerim yüzünden buraya yazamadım. Ancak yine aceleyle özetlemek gerekirse:

  • Ankara’ya gidip gelmiş olmaktan çok mutluyum, hayatımın en güzel dönemini yaşıyor olabilirim şimdiye kadar.
  • Çalışmayı biraz savsakladığım için oluşan açıkları kapatmak üzere zamanımı iyi değerlendirmem gerekiyor, vizelerim iyi geçmek zorunda.
  • Gılgamış Destanı’nı okudum ve okuması için (B)’ye bıraktım. Bir tane daha almam lazım o kitaptan, inceleme yazısı yazmak için.
  • Ankara yolunda T2 Trainspotting’ i izledim, film güzeldi, keyifliydi, kitaplarını okumak isiyorum ancak “özgün dilinde”.
  • Şimdi okula gidip kütüphanede Ticari İşletme Hukuku çalışmam gerekiyor, yolda Sümer Kral Destanları’ndan Enmerkar’ın bir destanını okumam gerekiyor.

 Bu yazıyı aceleyle yazıyorum, telefonuma “A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence” adlı film yüklenirken elim boş durmasın diye biraz da. Kusura bakma günlük, geniş zamanda dedik ya her gün günlük yazacak halimiz yok hem bu yaştan sonra aa!

Advertisements

Yorgunluk

Ertesi günün sabahından yazıyorum şu anda. Yoğun bir gündü dün; yaklaşık altı ders saati ders dinleyip, bir film izleyip peşine söyleşisine katıldığım ve eve gelip yatağa bayılıverdiğim bir gündü.
Ayrıca dün yaşadığım ve anmak istemediğim olay nedeniyle yaşadığım stresin etkisindeydim hala.
İzlediğimiz filmin adı Kirazın Tadı, bir İran filmi. Gösterim yapılan yer Çapa’nın Aziz Sancar Amfisi. Gösterimi İÜTF Sinema Topluluğu düzenliyor ve ben gösterime diş hekimliği öğrencisi (Y) ve işletme mühendisliği öğrencisi (F) ile birlikte hukuk öğrencisi (R) olarak katılıyorum. Gösterimlerin konusu bu ay intihar imiş. Film de intiharla ilgiliydi elbette ve film sonrasında yapılan söyleşi ne yazık ki bu nedenle film ekseninden daha çok intihar olgusu üzerine yöneldi. Ben söyleşide söz almadım, ilk kez katıldığım için gösterime ortamı ve insanları gözlemlemekle yetindim. Eğer mümkün olursa diğer gösterimlere de katılmak ve söz almak da istiyorum çünkü söyleşiyi yürüten hoca gerçekten iyi bir sinemasevere benziyor. Adını öğrenemedim hala ancak bu önemli değil.
Bugünden bana kalan, (P) günü Ankara’ya gitmeye karar vermiş olmam ve intihar düşüncesi olan birisinin doğrudan hastaneye yatırılması gerekliliğini öğrenmem oldu. Film hakkında detaylı bir yazı yazmak istiyordum aslında ama altyazının da etkisiyle filmi çok iyi takip edemedim ve odaklanamadım. Başka bir zaman tek başıma izlemek istediğim filmler arasına girmeyi başaracak kadar güzel bir görsellik sundu film, bunu belirtmeden geçmeyeyim.
Haydı (R) okula.

Yazmak

Bugün, dünkü yazımda da belirttiğim üzere, ders çalışırken yazarak çalışmaktan bıkmış bulunmaktayım. Elimin acıması, okuyarak çalışmanın en az üç katı zaman alıyor olması beni bıkkınlığa iten nedenler. Ancak bu durumda yalnız okuyarak çalışmada verimli olmanın yollarını düşünmeli ve bulmalıyım. Sanırım bu günlük işi günlükten çok kendime kişisel notlar haline gelecek. Tabii bunun bir önemi de yok, önem verdiğimiz çoğu şeyin önemi olmadığı gibi.
Düşünüyorum, düşünüyorum acaba nasıl yapsam diye düşünüyorum. Nasıl çalışsam? Bilemiyorum.
SEVERAL HOURS LATER:
Düşündüm, taşındım ve çalışmamaya karar verdim. Oldukça sancılı bir sürecin ardından çalışmamaya karar verince oldukça rahatladım. Şimdi buraya kadar okumuş biri yine aynı soruyu soruyordur kendine: Ben niye okuyayım bunları? Gerçekten de niye okuyasınız ki? Bugünle alakalı çeşitli detayları kaydetmeye devam edecek olursak:

  1. Soğuk nedeniyle elinizde oluşan egzama benzeri durumu gözardı etmeyin, limon ve benzeri şeyler ile bu egzama nedeniyle oluşan ufak yaraların teması halinde durum çok rahatsız edici olabiliyor.
  2. Çok seçici davranmak, insanı hiçbir şey yapmamaya itiyor. Örneğin, yazı yazarak çalışmakta ısrar ettiğim için yazı yazmaktan sıkıldığımda ders çalışamıyorum. Veya okumak için kitap seçerken seçici davranmam kitap okuma mesaimde ve okuduğum kitap hacminde oldukça büyük bir azaltıcı etkiye sahip.
  3. Midemin bulantısı sabahki yaşadığım ve hatırlamak istemediğim şeyle alakalı mı acaba diye düşünmekteyim.

Midemin bulantısı yeterince su içmemiş olmamla ilişkiliymiş sevgili okurlarım. Ancak yediğim akşam yemeğinin çok ağır bir krema barındırması nedeniyle mide bulantım arttı. Şimdiyse oturdum ve Eternal Sunshine of the Spotless Mind izleyeceğim.

Derken izleyemedik adı geçen filmi. Özetle, konuştuk konuştuk konuştuk sonra (S) ağladı, ben (R) anladım, sonra biz (S-R) anlaştık.

At the end of the day I am another day older.

Şiki Şiki Baba

Merhaba, bu blogu bir günlük olarak kullanmaya karar verdim. Şu an saat 01.40 olduğuna göre aslında günlüğünü yazdığım günün ertesi gününde bulunuyorum ancak bu geçirdiğim günle alakalı yazmama engel değil. Şimdi maddeler halinde sıralayacak olursak, bugünle alakalı siz çok değerli hiçkimselerimle paylaşmak istediğim bugünüme ait detaylar şöyle:

  1. Sabah kütüphaneye gitmek için sözleşmişken arkadaşımın (E) akşamki çağrılarıma yanıt vermemesi nedeniyle kendimi kütüphaneye gitmemek üzere hazırlamış ve alarmlarımı kapatmıştım. Ancak sabah bir titreşimle uyandığımda arkadaşım (E) kütüphanede olduğunu ve benim gelip gelmeyeceğimi soruyordu. Ben hemen hazırlanıp çıktığım halde arkadaşım kütüphanede yer kalmadığını söyledi. Bunun üzerine ben başka bir yerde ders çalışmak üzere yola çıkıp yol üzerinde kahvaltı için simit ve portakal suyu almışken, bir anda başka bir arkadaşımın (D) beni kütüphaneye değil de İDEA’ya davet etmesi üzerine arkadaşıma (D) bir buluşma noktası bildirip, oraya geçip beklemeye başladım.
  2. Sıkıldınız değil mi? Ben de oldukça sıkıldım beklerken işte. Buraya kadar böylesi içi boş bir şekilde yazmam yalnızca beni anlayıp, empati kurabilmeniz içindi. Sonra içim sıkılınca Beirut’tan Şiki Şiki Baba dinledim.
  3. Şunu anladım bugün: Tüm müzik aletleri hayran kalınabilecek güzellikle kullanılabiliyor. Trompetin bu denli güzel olabileceğini düşünmezdim.
  4. Sokrates öncesi Yunan felsefecilerini okumaya karar verdim ancak herhangi bir özet metin üzerinden değil de bizzat o felsefecilerin metinleri üzerinden yapmak istiyorum bunu.
  5. Bertrand Russel’ın Batı Felsefesi Tarihi kitabını özgün dilinden ve Ahmet Cevizci’nin Felsefe Tarihi kitabını özgün dilinden okumaya karar verdim.
  6. Bugün ders çalışırken sağ elim ağrıdı çok yazı yazdığım için, bu nedenle elim için daha uygun olan bir kalem ve uç kullanmalıyım.
  7. Yazmak çok güzel bir his ve niteliğinin hiç önemi yok.

Bu arada şiki şiki baba dinlemek çok iyi geldi, hem doğumgününde sevgili Kemal Sunal’ı anmış oldum, o meşhur minibüs sahnesiyle. Evet öyle şeyler var ki hayatta, bir şeyin olmazsa olmazı haline gelebilen öyle şeyler var ki önemsemediğimiz, bir şekilde karşımıza çıkıp kendini göstermesini bilen şeyler bunlar.

Çok uykum olduğu için Dünya’nın karanlık yüzünde bulunan herkese iyi uykular diliyorum.

Sevgili arkadaşım (Ş) odamdaki sivrisineği öldürdüğü için sonunda güzel bir uyku uyuyabileceğimi umuyorum. (S)’nin de iyice iyileşmesini umuyorum. Uma uma um. Kırmızı mum.

Beirut – Şiki Şiki Baba